www.karadeniz-umut-fm.tr.gg
 
UMUT-FM - SINOP MUZESI
  ANA SAYFA
  VALIMIZ
  DJ YAYIN
  CANLI YAYIN
  DJ RESIMLER
  BILDIRCIN URETIM
  SINOPE
  GUNLUK GAZETE
  SINOP GAZETELERI
  SINOP TARIHCESI
  ONEMLI TELEFONLAR
  ILCELERIMIZ
  RESMI KURUMLAR
  SINOP MUZESI
  TURBELER
  SINOPTA TURIZM
  SINOP YEMEKLERI
  SINOP SENLIKLERI
  SEHITLERIMIZ
  OTEL REZERVASYON ARAMA
  OTELLER
  HEDIYELIK ESYALAR
  SINOPLU DIYOJEN
  AMAZONLAR SINOP'TA
  DOST SITELER
  KIMLIK SORGU
  HASTAHANELER
  CICEKCILER
  ECZANELER
  OGRENCI YURTLARI
  SIIRLER VE SIZLERDEN GELEN RESİMLER
  SARKI SOZLERI
  DOVIZ KURLARI
  ULASIM
  OKULLAR
  ZIYARETCI DEFTER
  MSN ILETISIM
  CENAZE ISLEMLERI
  kulucka makınaları
  TAKSI DURAKLARI





Sinop Müzesi 1.inci Bölüm


Uzun zamandan bu yana gidip görmek istediğimiz yerler arasında Sinop Müzesi’de vardı. Bir türlü kısmet olmadı. Her seferinde ya zamanımız yetmedi ya da başka bir neden ortaya çıktı. Bu sefer azmettik ne olursa olsun muhakkak gideceğiz diye.
O nedenle görmek istediğimiz yerleri gördükten sonra dostlara uğramaya karar verdik. Sinop’a girince hükümet konağının etrafında dolanarak arabamızı bırakacak yer aradık. Deniz Şehitliğinin karşısında bulunan itfaiye memurlarına yer sorunca bize karşı tarafa bırakabileceğimiz söylediler. Sağ olsunlar yardımları ile bulduğumuz tek arabalık yere park edip müzeye yollandık.
Tabi giriş ücreti ödemedik zira bizde Müze Kart var !… Yoksa sizler daha almadınız mı?...
Görevli arkadaşın nu arada bizlere vermiş olduğu broşürler, Sinop il haritası – müze hakkında bilgi, gezerken oldukça yardımcı oldu.
Girişte bahçenin güzelliği zaten bizlere yetti. İçeri girince hemen sağ ve sol taraflarda ilin adının kaynağı, haritası ve il hakkında bilgiler içeren açıklamalı çerçeveler bulunuyor. M.Ö. 5 ve 4.üncü y.y. da kullanılmış olan sikkeler tarihi geçmiş hakkında ön bilgi veriyor.
Meydankapı kurtarma Kazısı, Kocagöz/Demirci Höyük ve Keçi Türbesi mevkiindeki höyük ve nekropolü (mezarlık) hakkındaki yazıları okudukça tarihi geçmişin derinliği sizleri daha çok sarıyor.
İrili ufaklı buluntuları seyrederken müzenin kurulduğu alanda Serapis mabedinin de bulunduğunu öğreniyoruz.
Hele cam işçiliklerinin incelikleri ve işçilikleri zamanının ender örnekleriydi.
Bir sergide gördüğümüz antik kulplu Hydria’nın yakam ve gömü kabı olarak kullanıldığını görünce, bu kültürün tarihin derinliklerinde günümüze kadar gelmesinin kaynağı hakkında bir bilgi sahibi olduk.
Sinop ili ve çevresindeki eserlerin bir araya getirilmesi, toplanması düşüncesi Milli Mücadele yıllarında ortaya atılmış ve ele geçen buluntular Mektebi İdadi’de koruma altına alınmıştır. Cumhuriyetin ilanından sonra dergâhlardan ve türbelerden toplanan eserler de Sinop’un çeşitli okullarında bir araya getirilmiştir. Bu nedenle de Vilayet Makamı Maarif Vekâletine 1926 yılında yazdığı bir yazıda Sinop’ta bir Asar-ı Atika Müzesi kurulmasını teklif etmiştir. Bu sırada Sinop’ta yaptırılan kibrit fabrikasının temel inşaatında bir nekropole ait buluntularla karşılaşılmıştır. Bunun üzerine Müzeler Müfettişi Ahmet Tevhit Bey o sırada hapishanede ve çeşitli okullarda korunan eserleri Selçuklu dönemine ait bir cami olan Süleyman Pervane (Alâeddin) Medresesi’nde 1932–1933 yıllarında bir araya getirmiştir. Kibrit Fabrikası inşaatında çıkan eserler Ankara Arkeoloji Müzesi’ne 1927 yılında gönderilmiştir.

Sinop Müzesi 29 Ekim1941’de ziyarete açılmış, 1945 yılında memurluk, 1947’de de müdürlük olmuştur. Müzede eser sayısının artmasının nedeniyle yeni müzenin yapımına Y.Mimar İhsan Kıygı’nın projesine göre 1966 yılında başlanmış ve 1969 yılında da tamamlanmıştır. Bundan sonra Kibrit Fabrikası temellerinde çıkan ve Ankara Arkeoloji Müzesi’ne getirilen eserler geri getirilmiş, müzenin teşhir ve tanzimi yapılarak 29 Ekim 1970’de yeniden açılışı yapılmıştır.

Sinop Müzesi arkeoloji ve etnografya bölümlerinden meydana gelmiştir. Arkeoloji bölümünde Prehistorik Çağ buluntuları, Demirciköyü Kocagöz Höyüğünden çıkarılan Erken Tunç Çağı objeleri ile Arkaik, Klasik, Helenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine tarihlenen eserler bulunmaktadır. Arkeoloji bölümünün en önemli eserleri arasında, M.Ö. V. Yüzyıla ait üzerinde aslan başı, karga başı ve koçla bulunan bronz hydria; geyiğe saldıran aslan; M.Ö V. Yüzyıla tarihlenen heykel grubu bulunmaktadır. Ayrıca XIX. yüzyıl Bizans resim sanatı üslubunda yapılmış Rum ikonaları da ayrı bir bölümde sergilenmektedir.

Müze bahçesinde ise büyük ölçüde mimari parçalar, Arkaik, Klasik. Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerine tarihlenen lahitler, sunaklar, mil taşları ve mozaikler sergilenmektedir. Selçuklu ve Osmanlı dönemi mezar taşları onları tamamlamaktadır. Müze bahçesinde Serapis mabedi, Aynalı Kadın Türbesi ve 1853 Rus baskınında ölen şehitler anısına ait birde şehitlik yer almaktadır.
Sinop Müzesi 2.inci Bölüm

Müze içinde girdiğimiz bir salonda duvara monte edilmiş olanın dışında yerde bulunan nefis bir mozaik döşemenin işçiliği, desenleri, bezemeleri o kadar güzeldi uzun zaman başından ayrılamadık. Benzeri güzelliği Antakya Müzesinde, Altınoluk’ta
Antandros antik kalıntılarında görebilmiştik. (Antandros’u da görme şansımız oldu, bunun hakkında bilgileri ileriki günlerde paylaşacağım.) Ortasında bulunanın dışında 6 ayrı çerçeve içine yerleştirilmiş insan figürleri resim gibi duruyordu. Köşelerinde yerleştirilmiş figürler ise ayrı bir güzellikteydi.
Heraklesin, Dionysosun ve Kibele tanrçasının buluntuları ise o zamanın kültürünü ayrı bir yansımasıydı.
Ayrıca M.Ö.350 yıllarında Sinop ile Karadeniz Ereğli arasında yapılmış olan bir yardımlaşma ve kuvvet destek antlaşmasının günümüze çevrilmiş hali ile aslının kitabesi bir aradaydı.
Mezarlara ait steller (gömüt anıtı) ile Boyabat ilçesi sınırları içinde bulunmuş bir anıt mezara ait geyik parçalayan aslanlar heykeli ise bir başka zamanının el işçiliği ve kültürünü nefis bir eseriydi.
Bir denizciye ait olduğun düşündüren lahit ki üzerinde filika figürü bulunuyordu.
Hele Bilkent Üniversitesi Seramik Stüdyosu öğrencileri tarafında yapılmış seramik fırın örneği de zamanında neyin nasıl üretildiği hakkında bilgi veriyordu.
Denizlerimizden elde edilen amforalar, kandil örnekleri, amfora fırın antik kalıntı buluntuları ile Sinop sikkeleri ile diğer antik hazine buluntuları önünden ayrılmakta zorlandık.

Bu sikkelerin yapım şeklini ilk olarak Gaziantep ile Hatay – Antakya arasında bulunan YESEMEK AÇIK HAVA MÜZESİ ve antik buluntu ören yerinde ( 1 , 2 , 3) görmüş, oradaki ilgili görevlinin geniş bilgisinde faydalanma şansımız olmuştu.
Son kısımda bulunan ikonlar ise başka tarihi bir kültürel gerçeği günümüze aktarıyordu. Ne yazık ki bizden önceki bazı ziyaretçilerin aşırı ve gereksiz yaklaşımları nedeni ile fotoğraf çekimine artık izin verilmiyormuş.
Burada Bizans sanat üslubunun özelliklerini taşıyan zengin bir ikona koleksiyonu sergilenmekteydi. Çeşitli boy ve ebattaki İsa, Melek, Meryem ve Azizler ile ilgili konuları içeren, bol miktarda altın yaldız kullanarak yapılan, ziyaretçiler tarafından ilgi ile izlenilen ikonalar müzenin bu salonunda yer almaktaydı.
Müzeyi dolaşırken gösterdiğimiz yaklaşım nedeni ile bizlere kameraya çekmemize müsaade edildi. Teknolojinin nimeti olan digital SLR makine sayesinde kamera çekimini yapabildik. Bu da ayrı bir teknik yazı konusu tabi…


=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
HOS GELDİNİZ SİNOP UN TEK RADYOSU